2 Nisan 2008 Çarşamba

Istanbul

Kimsenin gitmedigi, gidip de goremedigi, gorup de ulasimini saglayamadigi, ulasimini saglayip da kil oldugu yerdeyiz 2 haftadir. Evet, istanbuldayiz 2 haftadir. Gozlerinizin denizin gokyuzuyle birlestigi noktaya kitlendigini hissettiginiz anda genzinize kaciveren sosisli sosundan sonra, bir yamacinda sigara icerken gozlerin uzerinize cevrildigi kadikoy-besiktas vapurundan bir laptop vasitasiyla girilen bu "girdi" sayesinde bir kez daha sesimizi sizlere duyurabilme $erefine nail olduk.

Nicedir gelebilemedigimiz bu diyarlara bir de yabancisiymis gozuyle bakalim istedik. Karsimiza cikan ilk vatandasa mikrofonumuzu uzativerdik kendimize hakim olamadan:

- Merhaba bey amcacigim.
- Merhaba evladim.
- Nasilsiniz, iyisiniz insallah.
- Nasil olayim be evladim, bildiginiz gibi.
- Amca yanilmiyorsam ilk kez gorusuyoruz, daha onceden bildigim bi haliniz olmadi yani hic.
- Aman be evladim, lafin gelisi soylenir ya hani.
(burada aramizda istemsiz gulusmeler oldu)
- Ilahi amcacigim, benden cok yasayacaksin.
- Pek sanmam evladim, yollara acilan cukurlarda biriken sularda bogulup gidicez bu gidisle.
- Yapmayin yahu, daha cok is var sizde.
- Kameranin yerini soyle de el sallayayim bari.
- Ne kamerasi?
- Saka mi bu? Siz benimle dalga mi geciyorsunuz evladim?
- Yok beyamcacigim, ben sadece toplumsal bir calisma icin bura...
(beyamcacigimiz sozumuzu keserekten..)
- Tamam tamam uzatma, git baskasiyla kafa bul sen.
- Amca valla billa yanlis anladin beni.
- Al sana simit (elindeki yarim simidi uzatir), martilara atarmis gibi yapar, dalgani gecersin onlarla.
- Ama ben, ya boyle degil, ya valla billa bak
- Sopaliyim ona gore.
- Neyse bize musade...

Insanlarin birbirine insanca bakamadigi, insanca bakanlarin da kesin cikari oldugu icin oyle baktigi yerden seslenicektik sizlere bu hafta. Ama olmadi saygideger takipci kitlem. Yine hayallerimiz yarim kaldi. Yine veremedik istedigimiz toplumsal mesajlari sizlere. Ne diyelim, saglik olsun. Elbet birgun bizler de kesfederiz insaniyet namina yapmamiz gereken bazi seyleri. Elbet bizler de birgun diledigimiz tespitlerle cikabiliriz karsiniza.
Saka bir yana; ozlememisim seni Istanbul. Is-guc-saglik sebebiyle bile olsa gelmemek lazim sana. Yasamamak lazim seninle birlikte. Cunku sen insanlari ayiriyorsun. Milyonlarca insani uzerinde topladigin topraklarin tutamiyor onlari aslinda birarada. Cogu kente nasip olmayacak kadar cok insani barindiriyorsun belki bunyende ama birlestirerek degil, uzaklastirarak. Nasil geleyim ben sana? Nerene bakip da seveyim seni? Icinde barindirdigin milyonlarin hangi birimize ne faydasi var?

Peki ya sahip oldugun guzelligi nasil sindireyim icime? Nasil doyayim yollarinda yuruyemedigim, yurumeye calisirken carpildigim canim yerlere? Nasil tadina varayim can guvenligimin olmadigi memleketin?
En son ne zaman huzur verdin ki sen uzerinde yasayan insanlara? En son ne zaman mutlu ettin uzerinde yasayan insanlari? Hergun illallah dedirttigin insanlarin ahlarindan bir gun olsun yuzun guldu mu? Yuzyillardir yerlesim birimisin, yuzyillardir adina siirler, sarkilar, methiyeler duzulur. Gun gecmez sensizlikten kivrananlarin acisini gidermek icin acarsin kucagini onlara. Ve yine gun gecmez pisman edersin geldiklerine. Pisman edersin sevdana dusenleri seni sevdiklerine, seveceklerine. Al iste sana sevgi istanbul. Al da gor milyonlarca mutsuz insanin sana kosa kosa geldigi halde gordugu misli misli zarari.

Biz sana oyle ya da boyle mecburuz Istanbul... Mecbur oldugumuz icin geliyoruz sana. Her ne kadar camur atsak da yine geliriz sana. Camur atsak da yapamayiz sensiz. Aslinda biz sensiz pekala yapariz da sen bizsiz yapamazsin ama sen yine de ugruna binlerce sey sarfedilen bir sehirsin. Zaten bizi bulamazsan bizim yerimize birilerini bulabilirsin di mi? Sen degil misin o milyonlari dunyanin 4 bir kosesinden ustune ceken? Sen degil misin milyonlari sevdana yollara dusuren? Elbet bulur, getirirsin birilerini bizim yerimize. Binlerce kör sevdalinin hatrina diyeceklerimi burada noktaliyorum. Geldigime gelecegime pisman oldum ama yine de sana gelmiycem diyemiyorum be Istanbul. Zaten sana camur atsak izi kalmiyor, izi kalsa bile umrun olmuyor. Ben ne diye konusuyorum ki Istanbul? Ben neyim ki senin icin? Ustunden gelip gecenlerden sadece biri degil mi? Milyarlar gormus gecirmissin sen, birimizin laflarindan neden bu kadar uzulesin. Sen kizamazsin zaten beni. Digerleri gibi beni de sevip bagrina basmis memleketsin. Senin bizleri bastigin bagrina biz hergun milyonlarca cift ayakla basiyoruz ama sen aldiris etme bize. Valla billa ne yapiyorsak seni sevdigimiz icin yapiyoruz. Aramizda lafi olmaz di mi bu gibi seylerin. Onca zamanlik muhabbetimiz var, arkadas arkadasa bu kadarcik goz yumar herhalde. Yummazsa da canin saolsun be Istanbul, senden kiymetli mi allahsen...

Loneliness..

I have no ideas
I have no dreams
I have nothing
Without my lonelines..

-OnHaKa-

Uyarı!

Muhabbet etmem, seviyeli değilimdir, terbiyem birçok şeye müsade eder, geçmişte takılmam, bugünü yaşamam, geleceği sallamam, arasıra huysuzumdur, bazen duymaz olurum, gözümden pek bir şey kacmaz ama bazen kör olurum...

-OnHaKa-

Can Sıkıntısına Dair..

Can sıkıntısı insanın yapacak bir iş bulamadığı veya yapacak bir işi olmasına karşın o işe karşı içerisinde en ufak bir ilgi olmaması durumlarında başa gelen moktan bir hadisedir. Moktandır çünkü eliniz kolunuz bağlanmışcasına sabit kalırsınız. Ne yapmak istediğinizi kestiremezsiniz. Bu gibi anlarda yapılabilecek en güzel şey derin bir nefes alıp bir işin ucundan tutmaya niyetlenmek olacaktır. Yoksa bu sıkıntı kendiliğinden geçmez. Öyle geçer herhalde diyip beklerseniz çok beklersiniz, baya çok hem de...

OnHaKa

1 Nisan 2008 Salı

First One!

Msn blogumu komple buraya taşicam, burası sanki daha güzel olacak gibi geldi bana nedense :)

Bu da manevi dövüş ustam, Made by el emeği, göz nuru!